Yine Karanlık!

Herşey!
Belki tepeden tırnağa
Belki baştan uca
Ama herşey karanlık. Yıkıntılarım sabaha çıkmayı düşlerken, belki son kalan filizi yeşil tutmaya çabalarken…bırakmıyor peşimi zifir. Kaldıracak omuz var mı diye sormadan her gelen yüklüyor koca koca acıları sırtıma. Eğilmişim yere kadar. Hadi kalk toparlan derken elini kaldıracak mecalin var mı diye sormuyor kimse…
Alaycı edayla gülen çehreme çevriliyor zihnim.
Sahi kim ne soruyor ki bana.
Hiç. Continue reading “Yine Karanlık!”

ÇıkmaZ

Karanlık sabaha, umutla uyanmaya uyuyorum her gece…çelimsizliğim çaresizliğime el öptürür gibi salınıyor ayna önlerinde.
Yitirilmişliğim.
Ah bide o var olma,  farkındalığımın farkettirme çabam yok mu? Bazen ben bile tiksiniyorum kendimden. Oysa İsmail nasılsa emindi kendinden. Kocaman inancı ile koşmuştuda yıkılmaz çıkara, celladın vuruşuyla yuvarlanan başını bir an dahi olsa hayal etmemişti. Hem kim bile bile bekler ki mutsuz sonları…yo Hayır ölüm demek istemiyorum. Ben biliyorum siz de bilin Ölüm kötü değil.  Hatta şu yaşayan küflü bedenler ne çok özletir ölümü bilemezsiniz.  Sadece bir dakika düşünmeye bakıyor mevzu. Gerisi en başından ölümü sevmek zaten.

Yine karanlık!
Yine dakikalar!
Yine yıkıntılar!
Yanlızlıklar.
Kulağımda Sezen Aksu.
Mutsuzluk gitme sen benden. Aldırma sen bana..o mutluluk hasretliğimi, çabalarımı unut bu gece olmaz mı? Hatta bundan sonra hep unut. Bir sen varsın yanımda ya. İyiyim ben. Seninle var olmaya var mısın?  Canımı al hadi gidelim buralardan…
Gidelim.